Gülgiller (Rosaceae) familyasına ait olan kayısı, besin değeri yüksek bir meyvedir. Lezzeti ve çekici görünümünün yanı sıra vitamin, mineral ve biyoaktif bileşenler açısından zengindir. Bu özellikleriyle kayısı, fonksiyonel bir gıda olarak kabul edilmektedir. Erken hasat döneminin müjdecisi olan bu meyve, tarım açısından önemli bir üründür. Ayrıca çok yönlü kullanım alanları sayesinde ekonomik değer taşımaktadır.
Kayısı, adaptasyon yeteneği sayesinde Antarktika hariç dünyanın hemen her coğrafyasında yetiştirilebilmektedir. Dünyanın birçok yerinde yaygın olarak yetiştirilmesine rağmen, Türkiye’nin doğusunda yer alan Malatya ili, elverişli iklim ve coğrafi koşulları nedeniyle kayısı üretimi ve işlenmesi açısından özellikle önemlidir. İl, dünyada kayısının merkezi olarak adlandırılmaktadır.
Zengin Biyoaktif İçerik ve Antioksidan Gücü
Kayısı, insan sağlığı için hayati önem taşıyan birçok biyoaktif bileşiği bünyesinde barındırır. Besinsel kompozisyonu yetiştirildiği bölgenin ekolojik koşullarına göre değişiklik gösterse de, genel olarak şu zenginliklere sahiptir:
- Vitaminler: C vitamini, beta-karoten (A vitamini öncüsü), tiamin, riboflavin, niasin ve pantotenik asit.
- Biyoaktif Bileşikler: Tokoferoller, fenolik maddeler, flavonoidler ve karotenoidler.
- Mineraller: Özellikle demir ve çeşitli mineraller açısından zengindir.
Kayısı meyvesi, içeriğindeki toplam karotenoidlerin %60 ila %70’ini oluşturan beta-karoten açısından oldukça zengindir. Meyveye o canlı ve karakteristik turuncu rengini veren temel unsur da bu yoğun içeriktir.
Ancak beta-karotenin önemi sadece renk vermekle sınırlı değildir:
- A Vitamininin Öncüsüdür: Beta-karoten, kayısının en önemli fonksiyonel bileşenlerinden biri olan A vitamininin ana kaynağıdır.
Sonuç olarak, güçlü bir beta-karoten deposu olan kayısı, bu özelliğiyle insan sağlığı ve beslenmesi için vazgeçilmez bir yere sahiptir.
Kayısının en önemli özelliklerinden biri de zengin bir diyet lifi kaynağı olmasıdır.
- Mekanizma: Diyet lifi, vücutta sindirilmeden kalın bağırsağa ulaşan ve burada fermente edilebilen bitkisel kökenli bir yapıdır.
- Faydaları: Son yıllarda yapılan çalışmalar, diyet liflerinin kalp damar sağlığını iyileştirdiği, obeziteyi ve diyabet oluşumunu engellemeye yardımcı olduğu gibi fizyolojik önemini ortaya koymuştur.
- Kayısının bu etkilerinin yanı sıra, yapılan bir çalışmada, yüksek lif içeriğine sahip gıdaların daha düşük glisemik indekse sahip olduğu ve kuru kayısının glisemik indeksi ise 30 olarak bildirilmiştir.
Kuru Kayısının Besin Analizi
Taze kayısının yanı sıra kuru kayısı da yoğunlaştırılmış bir enerji ve besin kaynağıdır. Kuru kayısının ortalama kimyasal kompozisyonu şöyledir:
| Bileşen | Oran (%) | Bileşen | Oran (%) |
| Karbonhidrat | 62 | Protein | 2.5 |
| Şeker | 53 | Kül (Mineral) | 2.57 |
| Su (Nem) | 30.9 | Yağ | 0.2 |
| Diyet Lifi | 7 | Doymuş Yağ | 0 |
Porsiyon Kontrolü ve Tüketim Dengesi
Kuru kayısı sağlık açısından güzel bir kaynak olsa da, “enerji yoğun” bir besin olduğu unutulmamalıdır. Kurutma işlemi sırasında meyvenin suyunun buharlaşması, içeriğindeki doğal şekerlerin ve kalorinin birim ağırlıkta yoğunlaşmasına neden olur.
Bu nedenle tüketirken şu hususlara dikkat edilmelidir:
- Şeker Yoğunluğu: Analizlerde görülen %53’lük şeker oranı, kontrolsüz tüketildiğinde kan şekerinde ani dalgalanmalara veya günlük kalori ihtiyacının aşılmasına yol açabilir.
- Sindirim Sistemi Hassasiyeti: Yüksek lif içeriği bağırsak sağlığı için faydalı olsa da, tek seferde aşırı tüketimi sindirim sistemini yorabilir ve laksatif (müshil) etki gösterebilir.
Sonuç olarak; maksimum fayda sağlamak için porsiyon kontrolüne sadık kalınmalıdır.
UYARI: Bu yazı, Uzman Diyetisyen Zeynep Demirci Onkun tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, tıbbi bir tavsiye, tanı veya tedavi niteliği taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuz veya özel bir diyet ihtiyacınız varsa, lütfen bir sağlık profesyoneline, doktorunuza ve diyetisyeninize danışınız.